Çalışan Annenin Yaşam Dengesi ile ilgili Elit Dergi Roportajım

İki çocuklu anne ve profesyonel koç Şirin Yelmen Oktar, çalışan annelik deneyimden, uyguladığı koçluklardan ve düzenlediği seminerlerden yola çıkarak çalışan annelerin kendi yaşam dengelerini bulmaları için okuru düşündürerek, keşfettirerek eyleme hazırlıyor. Yazar, yaşanmış hikâyeler eşliğinde bizi mevcut yaşamımız içeresindeki kaygılarımız, psikolojimiz arasında yürütüyor, yeni fikirlere uçuruyor, tutkumuzu ateşliyor ve duygular denizinde yüzdürüyor.

Seni tanıyalım, kimdir Şirin Yelmen Oktar?

Egeli, üretmeyi seven, evli ve iki çocuk annesiyim, 15 yıldır çalışma hayatının içindeyim. Kurumsal değişim ve dönüşüm programları tasarlayıp, kurumların ihtiyacına yönelik koçluklar yapıyorum. Türkiye’nin ilk kurumsal koçlarından biriyim. Şirketlerin dönüşümüne katkı sağlayan yöneticiler ile çalışıyorum.

Samimi ve doğal olmayı seviyorum. Seyahat ederek ve kitap okuyarak vizyonumu genişletiyor, spor yaparak enerjimi dinamik tutuyorum. Deniz aşığıyım. Yaşama,” daha çok insana pozitif katkı sunmak” için geldiğime inanıyor ve bu misyonla hareket ediyorum. Çalışmayı, üretmeyi önemsiyor. Daha çok üreten annelerin yaratıcı süreçlerini ortaya çıkarmak için çabalıyorum.

Şu anda çalışıyor musunuz?

Evet, LC Waikiki ’de Kurumsal Akademi bünyesinde yöneticilere kurumsal koçluk yapıyorum.

Koçluk yaparken, kitap projesi nasıl ortaya çıktı?

Koçluk yaparken de kitap yazarken de kendimi sürekli keşfediyorum. 8 yıldır yönetici koçluğu yapıyorum. İlk çocuktan sonra benim de dünyaya bakışım değişti. Çalışan tarafınızla annelik tarafınızı dengelemediğinizde alt üst oluyorsunuz. İstemediğiniz bir kişiliğe bürünüp, bunu da önemli bir kişilik zannediyorsunuz. İş dünyasında anneliğimle ilgili izinleri alırken (emzirme, karne günü, çocuğumuzun hasta olduğu günler gibi..) utandığımı fark ettim. Neden utanıyordum ki? Anneyim ve üreten bir kadınım. Bu işe farklı bakmalıyım diyerek önce kendimden başladım. Kendi sürecimi yoluna koyduktan sonra kadın yöneticilere yaptığım koçluklarda da benzer konuların geldiğini gördüm. Daha geniş kitlelere seslenmek için seminerler verdim. Seminerlerde de aynı konularda birleştiğimizi görünce bu benim derdim olmaktan çıktı, benim misyonum oldu. Çalışan annelerin yaşam dengelerini sağlamak için artık kitap çıkartma zamanı gelmişti. Kitap bir proje olarak hayatıma girmedi. Aksine yaptığım çalışmalar kitabı doğurdu.

Resim, müzik, söyleşi değil de neden kitap?

12 yaşından beri ailemden ayrı yaşıyorum. Anadolu Lisesi yıllarından beri tuttuğum İngilizce ve Türkçe günlüklerim var. Hatta çocuklarıma da bunu aşıladım. Bizim ailemiz için önemli olan günlerin de günlüklerini tutuyoruz.  Yazarken kendimle bilinmezler dünyasına gitmek ve orada yeni keşifler elde etmek, beni çok heyecanlandırıyor.

 Hümanist Yayınları ile buluşmanız nasıl oldu?

Koçluklarımdaki konuları, seminerlerdeki anıları, 280 kadınla focus toplantıları yapıp oradaki deneyimleri harmanlayıp, daha çok anneye ulaşmaya karar verince benim halimden en iyi çalışan bir anne anlar dedim ve Hümanist Yayınevi ile çalışmaya karar verdim. Menekşe Hanım da üreten, üreten kişilere duyarlı, sıcacık kalbini göstermekten çekinmeyen profesyonel bir yayın evi sahibi olduğu için hızlı ilerledik.

Kitabınızın gelirini Otizm Güçlü Aile Derneğine bağışladığınızı gördüm. Neden OGAD Otizim Güçlü Aile Derneği?

Kitabı yazmayı bitirdim ve kendime “ Sana göre en güçlü çalışan anne kimdir? “ diye soru sordum. Verdiğim yanıt beni OGAD’a yöneltti. OGAD’ın en büyük hayali otizmli çocuklar için, olağan gelişim gösteren akranlarıyla birlikte eğitim görebilecekleri bir okul açmak; ileride de bunu bir yaşam köyüne dönüştürmek. Yakın vadeli ilk hedefimiz ise Aile Danışma ve Eğitim Merkezi kurmak. Bu merkezde hem aileler çocuklarının gelişimi için uzmanlardan öneriler ve eğitimler alabilecek, hem de otizmli çocuklar ve tipik gelişim gösteren kardeşlerinin ve arkadaşlarının kaynaştırma yöntemiyle bir arada çeşitli atölyelere katılarak gelişim sağlayacakları bir ortam yaratılacaktır.

 Çalışmak sizin için ne demek?

Üretmek, topluma katkıda bulunmak ve özgürleşmek demek

Çalışma hayatının size en büyük katkısı nedir?

Çalışma hayatının içinde süreçler, insanlar, pozisyonlar, şirket stratejileri sürekli değişiyor ve siz bu değişim içeresinde kendi özünüzü koruyarak konumlanmaya çalışıyorsunuz. Hayata daha güçlü ve özgüvenli bakabilmeyi sağladı.

Daha güçlü ve özgüvenli bakabilmek çocuklarınıza nasıl yansıdı?

Erken yaşta onlara sorumluluk vermek zorunda kaldım. Anne evde olmadığı için kendi banyolarını yapmayı çok erken yaşta öğrendiler. Okulun istedikleri ihtiyaç listesini bana iletmeden, okuldaki kırtasiye ile çözdüler mesela. Bazen benim bile şaşırdığım sonrasında sevindiğim anlara şahit oldum. Çalışmak yalnızca beni beslemiyor, çocuklarımı da geliştiriyor

Çalışan anne olarak sizi en çok ne zorladı?

İki doğum sürecimden sonra işe dönme kararını vermek, çocuklarımı bir başkasına emanet etme duygusu beni çok zorladı.

Dogum sonrasında işe başlamak isteyip de başlayamayan annelere ne önerirsiniz?

Her çalışan annenin yaşadığı bir duygu! Serinkanlı olun demek çok kolay! Hayattaki en değerli varlığınızı “bırakmak” çok ağır geliyor. Ben bu süreci kendi içimde abartmayarak ve normalleştirerek çözmüştüm. Çalışma hayatına geri dönen anneleri dinlediğimde de, evde kalma süresinin uzayarak, üretemeyecek olmalarının onları çok rahatsız ettiğini için işe geri döndüklerini söylediler. Burada önemli olan, “ben bu süreçte ne istiyorum?” sorusunu kendinize sormanız. Bu soruyu sormayan anneler, eş veya çevre baskısıyla duygusal karar verdiklerinde pişman oluyorlar. Anne de  mutsuz oluyor, çocuk da mutsuz. Peki ya feda ettiğiniz işiniz? 

 

Siz çalışan anne olarak yaşam dengenizi nasıl sağlıyorsunuz?

Benim de dengem sıklıkla bozuluyor, düzene geliyor. Kalıcı dengesizler yaratmamak için,  annelik rolümden ne beklediğimi netleştirdim. İşten eve geldiğimde kendime es verecek zaman dilimi bulamazsam, çocuklar uyuduktan sonra sadece bana ait bir süre yaratıyorum. İşimi çok seviyorum. İşten eve mutsuzluklar taşımıyorum. İstediğim bir evliliği yaşıyorum. Metazori olmayınca her şey kendi doğallığında ilerliyor.

Arada sarsıldığınız yerler oluyor mu?

Olmaz mı? Her an olabilir. Özellikle okul, bakıcı arasındaki iletişimi sağlarken yoruluyorum. Düz yol yok tabi ki de, bazen savrulsam da yine yolda kalmayı biliyorum.

Kitabın sonunda yer alan “Türkan Teyze’nin hikâyesinden biraz bahseder misiniz?

Hayatı boyunca hiçbir kurumda çalışmamasına rağmen üreten, ev de yaptığı işlerle para kazanan, 50’sinden sonra girişimci olup, kendi iş yerini açan annenin hikâyesi

Kitabı alan herkesin en çok etkilediği hikâyelerden biri oluyor.

Kitapta çalışan annenin hangi sorularına ışık tutuyorsun?

Kitapta; Çalışan anne olarak hayata nasıl bakıyorum? Çalışan anne olmak benim için ne ifade ediyor? Çalışan annelik zihnime nasıl kodlanmış? Çalışan anne olarak hangi ruh hali içindeyim? Çalışan anne olarak kimlerden yardım alabilirim? Çalışan anneliği dengede tutanların sırrı nedir? Ev ile iş arasındaki dengeyi sağlamaya çalışırken neye ihtiyacım var? Çalışan bir anne olarak aklımızdan geçen bu ve bunun gibi pek çok soruyu koçluk felsefesiyle ele alarak kadınlar için yeni yöntemler, farklı bakış açıları sunuyorum.

Okuyucu kitabı okuduktan sonra ne kazanacak?

Okuyucular; mevcut annelik rolünün ne olduğunu, sıradan annelerin sıra dışı hikâyelerinden güç alarak nasıl eyleme geçecekleri ile ilgili farkındalık kazanıyorlar. Kitabın içinde okuduklarını sindirerek hayatına geçirmeyi arzu edenler, ” Çalışan Annenin Keşif Yolculuğunu” ile her güne bir eylem planı tasarlayabilirler

Güçlü Çalışan Annelerin dünyayı değiştireceğinden bahsediyorsunuz? Nasıl?

Son zamanlarda çalışan kadınlara ait derneklerin, vakıfların artmasıyla birlikte sosyal gücümüz daha da kuvvetlendi. Birbirimizin deneyimlerinden öğrenip, başka deneyimlere alan açtık. Gücümüz geniş kitlelere yayıldıkça, kurumlar içeresinde yerimiz daha da belirginleşmeye başladı. Kurumların çalışan annelere önem vermesiyle birlikte toplum bu konuda daha da bilinçlenmeye başladı. Çalışan annenin etki alanı gün geçtikçe genişliyor. Sesimiz daha gür, ruhumuz daha özgür, yüreğimiz daha özgün yer almaya başladık. Çalışan anne bu duruşuyla çocuğuna rol model olacak. Doğasında üretmek olan kadınlar, iş dünyasında daha mutlu yaşamaya başladıkça kültürel gelişimin hızlanacağına inanıyorum.