Şu Bağlılığı Nasıl Artırılmalı?

Her sene olduğu gibi bu sene de Koçluk Konferansında yerimi aldım.14-15 Nisan’da düzenlenen koçluk konferansında çok sayıda konuşmacı vardı. Bu senenin teması “lead your life” olarak yer alıyordu.

Panellerde;  şirket olarak da üzerinde durduğumuz Durumsal Liderliğin bir ayağı olan “bağlılıktan” da bahsedildi.

Kevin Craig ; “Organizasyonel Kültürleri Sürdürülebilirlik ile Dönüştürme “ konulu konuşma yaptı. Sunumunu aktarırken Gallup tarafından Türkiye yapılan araştırmayı bizimle paylaştı.

Araştırma; Türkiye’de çalışanların bağlılık oranını gösteriyordu.

Araştırmaya göre Türkiye’de çalışanlar   %7 bağlı; %60’ı hiç bağlı değil; %33’ü kısmen bağlı olarak çalışıyor. Salondaki herkes çok şaşırdı ve sesler yükseldi. Benimse alışık olduğum bir durumdu. Yaptığım koçluklarda; durumsal liderlik geribildirimlerinde veya kişisel liderlik eğitimlerinde o kadar çok karşılaşıyorduk ki işinden mutsuz kişilerle…

Bağlılığa hem çalışanlar hem de işverenler gözünden bakmalıyız.

Çalışanlar gözünden; şu iş hayatını nasıl yaşamalı?

Öncelikle konferansın içinde bu sorunun yanıta yönelik çok güzel sözcükler vardı.

Christopher Nevill; yaşam ustası; bir hikâye anlattı. ” Düşüncelerini  değiştirir demek yerine kendinin değişimine  izin ver. Değişimi kucakla…” ana fikrini içeriyordu.

Öncelikle kendimize izin vermeliyiz. Bu süreçte korkularımızı ve endişelerimizi beslemek yerine onları bir yere park edip; değişimin içine girmeye çalışmalıyız. Değişimin içine giremediğimizde beynimizle ürettiğimiz bahaneler; direnç yaratıyor. Şirketler dinamik yapılar ve bu dinamiğin içerisine girmezsek; izleyici koltuğundan tezahürata devam ederiz. Takımın içerisine girip; oyun oynamaya başladıkça kendi çözümümüzü bulmaya başlayacağız.

Düşsek de kalkıp oyun oynamaya devam edebilecek gücü bulmak için değişime izin verin.

Fifa Yardımcı Hakemi Bahattin Duran ise; koçluk almadan önce sürekli etrafıyla ilgilendiğini anlattı. “Maç başlar ve sona ererdi ve ben hep etrafıma laf yetiştirmekle uğraşırdım ve bu da benim performansımı çok etkilerdi. Şimdi ise; her şey aynı bir tek ben farklıyım ve daha iyi performans gösteriyorum.” Dedi.

Etrafla uğraşmak yerine kendinize bakın. Kendinizde gerçekleştirdiğiniz ufacık bir değişiklik performansınızı arttırıyor ve başarıya ulaştırıyor.

Milli Jimnastikçi Elif Karaduman ise; Maçlara çıkmadan önce antrenörüm çok hırslı olduğu için beni motive ederken yaralıyordu. Başarılı olmazsam yarışmayı terk etmem gerekiyormuş gibi düşünüyordum. Bu düşünce yapısı da bedenime yansıyordu ve bedenimin titremesine engel olamadığım için engel atlamalarda başarısız oluyordum.

Sevmediğiniz cümleler kurulsa bile bedeninizi kontrol altına almanın ve kendi kendiniz motive etmenin bir yolunu bulun. Herkes bedenine hâkim olabilir. Önemli olan onu bu konuda bedeninizi eğitmektir. İstemediğiniz bir davranış karşısında bedeniniz nasıl yanıt veriyor? Hangi duygunun size eşlik ettiğini gözlemleyin. Bedeninize odaklanın.

İşverenler gözünden; iş hayatında nasıl bir ortam kurulmalı?

Bu sorunun yanıtını da öğleden sonraki sunumda Monier Grubu Bras Çatı Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Daniş Navora verdi.

Danış Bey ; “Üst Düzey Yöneticilerin gözünden Koçluk” konulu panelde uzun süredir şirket içinde yaşadığı değişim sürecini ve geçtiği yolculuğu anlattı.

Danış Bey; koçluk eğitimi almış. Ardından Felsefe yüksek lisansına başlamış ve bu değişimi şirket geneline yaymaya karar vermiş.

“İş dünyası büyümüş ergenlerle doludur .” diyerek konuşmasına başladı.

“Sabah erkenden kalkıyoruz; gün içeresinde bir sürü sorunla uğraşıyoruz; eve geç gidiyoruz; iki saat sonra da yatıyoruz ve buna da “hayatımız” diyoruz. Peki;  bu hayatta ne olsa çekici ve yaşanılabilir olurdu diye düşündüm.” diyerek konuşmasına devam etti.

Aldığı koçluk eğitimi ve felsefe bilgisini harmanlayarak şirket içerisinde yaşama sistemi kurduğunu vurguladı. Bu sistem;  üç kritere dayanıyor.

Bağlı çalışabilmek için;

1-Yaşamın öznesi olmak;

2-İşini sevmesi

3-İşi ile hayat amacı arasında köprü kurmalıdır.

Şirketlerin içinde bir dinamik vardır ve bu dinamiğin içinde güçlü çarklar olabilmesi için çalışanların bağlı çalışmaya ihtiyacı vardır.

Hayatın öznesi olmak ne demek?

Kişi kendinin varoluşsal tanımını yapması ve kim olmak istediğine karar vermesiyle ilgilidir. Bu bir süreçtir. Olmak ve yapmak arasında fark vardır. Hayatta kim olmak istediğinize karar verirseniz; ne yapmak istediğinizi bilerek ilerlersiniz. Hedefler ve hayalleriniz mutlaka bir paydada örtüşür. Diğerleri size imkânsız gibi baksa da siz imkânsızı başarır ve ilerlersiniz. Hayatınızın sorumluluğunu ele aldığınız zaman; yaşam artık başkalarının etrafında akmayacak.

Sevdiğim işi nasıl bileceğim?

Sevdiğin işi bulmak kolay değildir. Sevdiğiniz işi bulmanıza değerleriniz yön verir. Değerlerinizi öğrenirseniz; bu değerlerinize hizmet edecek işler araştırmaya başlarsınız. Sevdiğin işte seni mutlu eden hayatına anlam katan değerlerin varsa o sevdiğin iş oluyor!  Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadığın; tutkuyla bağlandığın kısmından bahsediyorum.

Danış Navoro; şirketlerinde bu soruyu açık yüreklilikle herkese sorduklarını ve yanıtlara göre şirketi tekrar şekillendirdiğini anlattı. Zor olan sevmediği işte birini çalıştırmak ve bir şeyler vaat etmeye çalışmak olduğundan bahsetti. Bu konu ne kadar da anlamlı! Hayatınız geçip gidiyor ve tutkuyla bağlı bir iş yapamıyor musunuz?

Keşkeleri hayatınızın sonunda yaşamamak için işinize tekrar tekrar bakın. İşinizi seviyorsanız;  her şey aşılabilir.

İşinizle ve hayat amacınızla nasıl bir anlam köprüsü var?

Anlam köprüsü; yaptığın işle anlam kurabilmeyi içeriyor. Hayat sizi bazen iş olarak bazen kariyer olarak çağırır ama anlam olarak çağırdığında koşarak gidersiniz ve koştuğunuzu fark etmezsiniz.

Koşarken etrafa vereceğiniz enerji ile işinizde sağlayacağınız performans size hediye olur.

Bağlılığın %7 olduğu ülkemizde daha mutlu ve huzurlu çalışmayı hak ediyoruz. Bunun için üzerimize düşen hayatım tüm sorumluluğunu ele alarak; tekrar dönüp hayatlarınıza bakmaya ne dersiniz?

Belki yakaladığınız bir ipucu sizi daha mutlu ve başarılı kılar.

Bu yaşta! Bu kadar zaman geçtikten sonra olsa bile…

Geriye kalan yaşamda sen olarak var olabilmek için şimdi ne yapacaksın?